Eski Fatsa Belediye Başkanı Fikri Sönmez’in yaşamı tiyatro sahnesine taşınıyor. Oyunun ortaya çıkış hikayesini, hazırlık sürecini ve Terzi Fikri’nin mücadelesinin bugüne yansımalarını oyunun yapımcısı Cevahir Önder, Odatv’ye anlattı. Fatsalı olduklarını belirten Önder, Sönmez’in hikâyesinin kendileri için doğdukları toprakların hafızasında yaşayan önemli bir anlatı olduğunu söyledi. Önder, “Biz Fikri Sönmez’i yalnızca hatırlatmak değil, yeniden düşündürmek ve anlamak istedik” dedi.
“BİR KAHRAMANLIK HİKAYESİ ANLATMAK İSTEMEDİK”
Fikri Sönmez’in hikâyesini tiyatro sahnesine taşıma kararlarının doğdukları topraklarla kurdukları bağdan kaynaklandığını ifade eden Cevahir Önder, Fatsalı olduklarını ve Sönmez’in yaşamının kendileri için yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay olmadığını söyledi.
Önder, Sönmez hakkında bugüne kadar çok şey yazıldığını ve söylendiğini belirterek, “Aslında bu ülkede Fikri Sönmez hakkında çok şey söylendi, çok şey yazıldı. Ama biz hep şunu düşündük: Fikri Sönmez gerçekten ne kadar anlaşıldı? Onun insan tarafı, yaşadıkları, inandığı değerler uğruna ödediği bedeller ne kadar anlatıldı” dedi.

Oyunda bir kahramanlık hikayesi anlatmayı tercih etmediklerini vurgulayan Önder, Sönmez’in vicdanı, inançları ve kendi iç sesiyle yüzleşmesine odaklandıklarını belirtti. Sönmez’in yalnızca bir dönemin değil, bugün de üzerinde düşünülmesi gereken bir duruşun temsilcisi olduğunu ifade eden Önder, hikâyeyi sahneye taşıma amaçlarını şu sözlerle anlattı:
“Biz bir kahramanlık hikâyesi anlatmak istemedik. Bir insanın vicdanıyla, inançlarıyla, kendi iç sesiyle yüzleşmesini anlatmak istedik. Çünkü bize göre Fikri Sönmez, yalnızca bir dönemin değil, bugün de üzerinde düşünülmesi gereken bir duruşun temsilcisi. Bu hikâyeyi sahneye taşıma ihtiyacımız da tam olarak buradan doğdu. Biz Fikri Sönmez’i yalnızca hatırlatmak değil, yeniden düşündürmek ve anlamak istedik.”
“BİR TERZİNİN BİR KENTİN HAYATINA BU KADAR DOKUNABİLMESİ ETKİLEYİCİ OLDUĞUNA İNANIYORUZ”
Sönmez’in yaşamında kendilerini en çok etkileyen unsurun onun belediyecilik ve halk anlayışı olduğunu dile getiren Önder, Sönmez’in insanları karar alma süreçlerine dahil etme çabasına dikkat çekti.
Sönmez’in halkı yalnızca seçim dönemlerinde hatırlayan bir anlayışın ötesine geçtiğini belirten Önder, insanların kararların bir parçası hâline getirilmesi için çaba gösterdiğini söyledi. Önder, Sönmez’in belediyecilik anlayışına ilişkin değerlendirmesinde, “O, halkı yalnızca seçim zamanı hatırlayan bir anlayışın ötesine geçerek insanları kararların bir parçası hâline getirmeye çalıştı. Halk için değil, halkla birlikte bir şeyler yapmanın mümkün olduğunu gösterdi” ifadelerini kullandı.
Bir terzinin bir kentin yaşamına bu denli dokunabilmesinin ve insanlarda güçlü bir iz bırakabilmesinin kendileri açısından etkileyici olduğunu kaydeden Önder, Sönmez’in mücadelesinin yanı sıra bu mücadelenin karşılığında ödediği bedellerin de kendilerini düşündürdüğünü belirtti.
Önder, “İnsanın inandığı değerler uğruna nelerden vazgeçebileceği, ne kadar direnebileceği ve bütün bunları yaşarken kendi içinde neler hissedebileceği… Bizim oyunumuz biraz da bu soruların peşinden gidiyor. Çünkü bir insanın yaptıklarını anlatmak kolay, asıl zor olan onun yaşadıklarını ve hissettiklerini anlayabilmek” dedi.
TARİHSEL GERÇEKLERİ İNSAN HİKAYESİNE DÖNÜŞTÜRDÜLER
Oyunun hazırlık sürecinde tarihsel gerçekliğe saygı göstermeyi öncelik olarak belirlediklerini anlatan Önder, araştırmalar sırasında Ahmet Becioğlu’nun Fikri Sönmez’i anlatan kitabından yararlandıklarını söyledi. Dönemin tarihsel bilgilerini, yaşanan olayları ve Fatsa deneyimini anlamaya çalıştıklarını belirten Önder, tarihsel anlatıyı sahneye aktarırken insan unsurunu merkeze aldıklarını ifade etti.
Oyunun yazar ve yönetmeni Şirin İnci ile dramaturgu Özge Öktensoy ile birlikte tarihsel hikâyenin nasıl insani bir anlatıya dönüştürülebileceği üzerinde durduklarını aktaran Önder, tiyatronun belgeselden farklı bir anlatım biçimine sahip olduğunu vurguladı.
Önder, hazırlık sürecini şu sözlerle anlattı:
“Bu oyunu hazırlarken bizim için en önemli meselelerden biri tarihsel gerçekliğe saygı göstermekti. Oyunumuzun temel kaynaklarından biri Ahmet Becioğlu’nun Fikri Sönmez’i anlatan kitabı oldu. Bunun yanında döneme ilişkin tarihsel bilgileri, yaşanan olayları ve Fatsa deneyimini anlamaya çalıştık. Yazar ve yönetmenimiz Şirin İnci, dramaturgumuz Özge Öktensoy ile birlikte üzerinde durduğumuz en önemli konu, bu tarihsel hikâyeyi nasıl insani bir anlatıya dönüştürebileceğimizdi. Çünkü tiyatro bir belgesel değil. Gerçeklerden yola çıkıyor ama seyirciye o gerçeklerin ardındaki duyguları da hissettirmesi gerekiyor. Bu yüzden Fikri Sönmez’in karşısına kendi iç sesiyle yüzleşebileceği bir karakter koyduk. Böylece yalnızca yaşanan olayları değil, o olayların bir insanın ruhunda bıraktığı izleri de sahneye taşımaya çalıştık. Tarihe sadık kalırken insanı merkeze alan bir oyun yapmak istedik.”
“TERZİ FİKRİ YALNIZCA GEÇMİŞİ ANLATAN BİR OYUN DEĞİL”
Oyunun yalnızca geçmişte yaşananları aktarmakla sınırlı kalmadığını belirten Önder, Terzi Fikri’nin hikayesinin bugünün Türkiye’sine de sorular yönelttiğini söyledi. İnsanların inandıkları değerlerin arkasında durmasının ne anlama geldiği, halkla birlikte yönetmenin mümkün olup olmadığı ve vicdanla kararların her zaman örtüşüp örtüşmediği gibi soruların oyunun temelinde yer aldığını ifade etti.
Önder, insanın inandığı doğrular uğruna ne kadar bedel ödemeyi göze alabileceğinin de üzerinde durdukları konulardan biri olduğunu belirterek seyirciye hazır cevaplar sunmak istemediklerini dile getirdi.
“Terzi Fikri yalnızca geçmişi anlatan bir oyun değil. Bugünü de düşündüren bir hikaye. Bir insanın inandığı değerlerin arkasında durması ne anlama gelir? Halkla birlikte yönetmek mümkün müdür? Vicdanımızla kararlarımız her zaman aynı yerde buluşur mu? Ve belki de en önemlisi, insan inandığı doğrular uğruna ne kadar bedel ödemeyi göze alabilir?” diyen Önder, seyircinin oyun sonrasında bu soruları kendisine yöneltmesini istediklerini söyledi.

Fikri Sönmez’in hikâyesinde geçmişe ait bir mücadelenin yanı sıra bugün de önemini koruyan adalet, eşitlik, dayanışma ve vicdan gibi değerlerin bulunduğunu belirten Önder, oyunun herhangi bir ideolojinin propagandası olarak değerlendirilmesini istemediklerini kaydetti.
Önder, “Biz seyirciye hazır cevaplar vermek istemiyoruz. Seyircinin salondan çıkarken bu soruları kendisine sormasını istiyoruz. Çünkü Fikri Sönmez’in hikâyesinde yalnızca geçmişe ait bir mücadele değil; adalet, eşitlik, dayanışma ve vicdan gibi bugün de önemini koruyan değerler var. Biz bu oyunun herhangi bir ideolojinin propagandası olarak görülmesini istemiyoruz. Biz insanı, onun tercihlerini, çelişkilerini ve vicdanını anlatıyoruz” ifadelerini kullandı.
Kemal Arda Ayvalıoğlu
Odatv.com